TÜRKİYE’DE ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN İTALYA’YA İLTİCA BAŞVURUSU

İtalya’da Türk Avukat Selman Eke

TÜRKİYE’DE ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN İTALYA’YA İLTİCA BAŞVURUSU:

ULUSLARARASI KORUMA HUKUKU BAĞLAMINDA AKADEMİK BİR İNCELEME

1. Giriş

Kadına yönelik şiddet, Türkiye’de hem yapısal hem kültürel kökenleri olan derin bir toplumsal sorundur. Özellikle 2010’lu yıllardan itibaren kadın cinayetlerindeki artış, devletin koruma mekanizmalarının yetersizliği, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ve yargı ile kolluğun etkisizliği pek çok kadını uluslararası koruma arayışına itmektedir. İtalya, AB hukuku kapsamında cinsiyet temelli şiddeti açık bir iltica gerekçesi olarak kabul etmektedir [1].

2. Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetin Yapısal Niteliği

2.1. Sistematik ve Süreklilik Arz Eden Şiddet

Türkiye’de kadın cinayetleri çoğunlukla aile içi şiddetin bir sonucudur ve failler genellikle eş, eski eş veya yakın partnerdir [2]. Cinsiyete dayalı şiddetin yaygınlığı uluslararası hukukta “sistematik toplumsal cinsiyet temelli zulüm” kapsamında değerlendirilmektedir [3].

2.2. Devlet Koruma Mekanizmalarının Etkisizliği

Her ne kadar 6284 sayılı Kanun gibi koruma düzenlemeleri bulunsa da uygulamada koruma kararlarının geç çıkarılması, kolluğun kararları etkin uygulamaması ve failler hakkında yetersiz soruşturmalar yürütülmesi, AİHM’nin Opuz/Türkiye kararında belirtildiği üzere devletin pozitif yükümlülüklerini ihlal etmektedir [4].

3. Uluslararası ve AB Hukukunda Kadına Yönelik Şiddetin Mültecilik Statüsüyle İlişkisi

3.1. Cenevre Sözleşmesi Çerçevesi

Cenevre Sözleşmesi, “belirli bir sosyal gruba mensubiyet” sebebiyle zulüm gören kişilere mülteci statüsü tanır. Modern yorumda kadınlar ataerkil toplumlarda özel bir sosyal grup kabul edilmektedir [5].

3.2. AB Nitelikli Koruma Direktifi (2011/95/EU)

AB Direktifi, aile içi şiddet, zorla evlilik, namus saldırıları ve toplumsal baskı gibi durumları iltica gerekçesi olarak tanımaktadır [6].

3.3. İtalya’da Ulusal İçtihat

İtalyan mahkemeleri, kadın cinayetlerinin yaygın olduğu Türkiye gibi ülkelerden gelen kadınlara düzenli olarak mülteci statüsü, ikincil koruma veya özel koruma sağlamaktadır [7].

4. Türkiye’den Gelen Kadınların İltica Anlatısının Değerlendirilmesi

4.1. Kadın Cinayeti Riski Uluslararası Koruma Açısından Yeterli midir?

AB ve İtalya uygulamasında, failin devlete bağlı olup olmadığı veya kişisel niyetinin kanıtlanması gerekmez; riskin toplumsal bir olgu olarak varlığı yeterlidir [8].

4.2. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmesinin Etkisi

Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesi, koruma mekanizmalarının zayıfladığı yönünde değerlendirilmekte ve başvurucular lehine dikkate alınmaktadır [9].

5. Delil ve Belgeler

İltica hukukunda ispat standardı düşüktür. “Credible and coherent narrative” yani “inandırıcı ve tutarlı anlatı” sunmak yeterlidir [10].

6. İtalya’nın Türk Kadınlarına Sağladığı Koruma Türleri

– Mülteci statüsü

– Subsidiaria (ikincil) koruma

– Özel koruma

7. Sonuç

Türkiye’de kadına yönelik şiddetin sistematikleşmesi, cezasızlık kültürü ve devlet korumasındaki yapısal eksiklikler nedeniyle Türkiye’den gelen kadınların İtalya’da uluslararası koruma alması hem hukuken meşru hem de zorunludur.

İtalya’da Türk Avukat Selman Eke

DİPNOTLAR

[1] D.Lgs. 251/2007; 2011/95/EU.

[2] Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu.

[3] UNHCR Gender-Related Persecution Guidelines (2002).

[4] AİHM, Opuz v. Türkiye, 2009.

[5] UNHCR, Women as a Particular Social Group (2010).

[6] Directive 2011/95/EU, Art. 9-10.

[7] Tribunale di Milano, 2019/422; Tribunale di Firenze, 2020/774.

[8] Corte di Cassazione, n. 12333/2021.

[9] Avrupa Konseyi Raporu, 2021.

[10] UNHCR Handbook, para. 203–204.

administrator